Boğaziçi mezunu mühendis Mehmet Kurt’a beyin araştırmalarında ABD’den destek yağıyor!

Photo: 

Beyin mekaniği üzerine önemli araştırmalara imza atan; ABD’deki Stevens Institute of Technology’de kendi adıyla kurduğu KurtLab bünyesinde beyin biyomekaniği, nöromekanik görüntüleme ve akıllı biyomedikal cihazlar üzerine çalışmalar yapan Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu (BÜ ’10) bilim insanı Mehmet Kurt, geçtiğimiz son 4 yıl içinde ABD hükümeti tarafından yaklaşık 4 Milyon USD değerinde desteğe değer bulundu.

Başarılı mühendis, araştırmacı Mehmet Kurt’un çığır açıcı çalışmalarının odak noktasını beyin oluşturuyor.  Kurt’un Ocak 2021’de başlaması planlanan yeni araştırmalarından biri de, ABD’nin TÜBİTAK’ı olarak adlandırabileceğimiz National Institutes of Health’den 472 bin USD tutarında destek aldı. Alzheimer’in erken teşhisinde önemli bir adım olması hedeflenen bu çalışmada biyomekanik ve konektomik MR nörogörüntüleme araçlarıyla Alzheimer hastalığının teşhisinin kolaylaştırılması amaçlanıyor. Bu çok disiplinli yaklaşımın, Alzheimer’ın başlangıç ​​ve ilerleme mekanizmalarını anlamak bağlamında bilim dünyasına yeni perspektifler sunması bekleniyor.

Kendi adıyla kurduğu laboratuvar beyin araştırmalarında öne çıkıyor

Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra doktorasını University of Illinois at Urbana-Champaign’de yapan Mehmet Kurt, Stanford Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü’nde 2014-2016 yılları arasında doktora sonrası çalışmalar yaptı. Kurt’un Stevens Institute of Technology bünyesinde 2017 yılında kurduğu KurtLab özellikle beyin hastalıkları odaklı araştırmalarıyla öne çıkan bir merkeze dönüşmüş durumda.

Halen mühendislik alanındaki çalışmalarını Stevens Institute of Technology ‘de, sağlık odaklı araştırma ve projelerini ise Manhattan’da yer alan, dünyaca ünlü bir tıp okulu ve hastanesi olan Icahn School of Medicine at Mount Sinai’de sürdüren bilim insanı, Boğaziçi Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği okurken en büyük ilgisinin dinamik ve titreşim konusu üzerine olduğunu belirtiyor ve farklı disiplinlere yönelme motivasyonunu şöyle anlatıyor:

‘’Bilim günümüzde giderek disiplinlerarası bir hal alıyor.  Ben de Makine Mühendisliği okurken titreşim ve dinamik konularına ilgi duyuyordum. Boğaziçi’nden Çetin Yılmaz hocanın derslerini büyük ilgiyle takip ediyordum. Kendisini hala fırsat buldukça ziyaret ederim. Boğaziçi’nden mezun olduktan sonra mekanik sistemlerin titreşimi üzerine University of Illinois’de doktoraya başladım. 

Doktora çalışmalarımda, bu ilginin bir sonucu olarak yaptığım şeyin daha geniş kapsamlı bir uygulama alanında karşılığını bulacağını düşünüyordum. Mekanik sistemlerin titreşim analizlerini yapıyordum ama bulduğum metotlar daha kapsamlı sistemlere, örneğin biyolojik ve elektriksel bileşenleri olan sistemlere de uygulanabilir gibi görünüyordu.

Doktora sonrası araştırmalar için gittiğim Stanford Üniversitesi Biyomühendisliği bölümünden hocam, Princeton’da okurken futbol oynamış ve yaşadığı beyin travmaları nedeniyle bu konuya eğilmiş bir bilim insanıydı. Amerikan futbolu veya kafatasına darbe alma potansiyeli olan sporlarda kafatasımız içindeki beynin nasıl hareket ettiğini anlamaya çalışıyordu.

Halen çok yeni bir konu olan beyin mekaniği üzerine çalışmaya böyle karar verdim ve yaklaşık üç sene boyunca Amerikan futbolu oynayan sporcular, boksörler ve savaş sporları yapanlarla çalıştım.

Beynin mekaniğini çalıştığınızda pek çok farklı konuya da el atmış oluyorsunuz, Alzheimer örneğin bunlardan biri, beyin tümörleri ise bir diğer alan.

Karaciğerinizde veya böbreğinizde bir ağrı var olduğunda doktor sizi muayene ederken önce sorunlu olan bölgeye dokunarak orada bir sertlik olup olmadığını anlamaya çalışır. Biz de beyin mekaniğini çalışırken aslında beyne dokunmaya çalışıyoruz. MRI görüntüleme teknikleri kullanarak kafatasınızı  titreştiriyoruz. Bu titreşim beyninizde dalgalar oluşturuyor ve bu dalgalar sayesinde beynin değişik bölümlerinin ne kadar yumuşak veya sert olduğunu anlayabiliyoruz. Bu pek çok hastalığın durumunu anlamakta doktorlara çok büyük fayda sağlıyor. Örneğin bir beyin tümörünün yumuşak veya sert olması halinde kullanılacak cerrahi yöntemler değişebiliyor’’.

Beyin-kalp etkileşimi canlı görüntülendi

‘’Bu alanda 2018’de gerçekleştirdiğimiz bir başka projemiz çok önemli ses getirdi ve Amerikan medyasında ilgiyle karşılandı. Bu projede kalbin kan pompalarken beynin nasıl hareket ettiğini görüntüledik ve beyin ile kalp arasında gerçekleşen etkileşimi canlı şekilde kaydetmeyi başardık. Her kalp atışı ile beyinde meydana gelen küçük ve büyük değişimleri anlayarak olağandışı durumları bunlardan ayırt edebileceğimizi görmek istedik.  Bu çalışmayla da gördük ki; beynin biyomekanik özelliklerinin daha iyi görselleştirilmesi ve anlaşılması, beyinde meydana gelen bozuklukların daha erken saptanmasını ve izlenmesini sağlayabilir’’.

Bugüne dek geliştirdikleri biyomedikal cihazlarla çeşitli patentler de aldıklarını ekleyen Mehmet Kurt’un tasarımlarından biri de travma önleyici bisiklet kaskı.

‘’Beyin travması üzerine çalıştığım için bugüne dek çok sayıda kask tasarımı yaptık. Bisiklet kasklarından futbol kasklarına kafatasınızı daha iyi koruyacak kasklar tasarlıyoruz. ABD’de pek çok eyalette bisiklet kullanırken kask takmak zorunlu. Bisiklet sürerken kask takmamak gerçekten ölüm ve beyin sarsıntısı riskini artırıyor ve bu araştırmalar ile de kanıtlanmış durumda’’.

‘’Okuduğunuz bölümün önemi giderek azalıyor; hangi problemi çalışmak istediğiniz önem kazanıyor’’.

KurtLab bünyesinde devam etmekte olan çok çeşitli projelerde disiplinlerarası bir anlayışla çalıştıklarını anlatan Kurt şöyle devam ediyor:

‘’Bütün projelerimde medikal doktorlarla ve radyologlarla çalışıyorum. Pek çok doktor arkadaşım oldu bu süreçte. Haftada bir gün mutlaka bir doktor arkadaşımı arayarak onunla sohbet ederim ve klinik ortamda karşılaştıkları bir problemi mühendis olarak nasıl çözebilirim konusunda çok düşünürüm. Bu bana hem çok yardımcı oluyor ve aynı zamanda çok ilginç bir deneyim alanı sunuyor. Artık mühendislik alanları arasındaki sınırlar oldukça soft bir hal aldı. Bir mühendis artık başka bir mühendislik alanına rahatça geçiş yapabiliyor. Bir araştırmacı olarak yapabileceğiniz en doğru şey aslında hangi problem üzerinde çalışmak istediğinize karar vermek ve yolunuzu, kariyerinizi buna göre çizmek.  Okuduğunuz bölümün önemi giderek azalıyor. Biyomedikal Mühendisliği ABD’de aslında makine mühendisliğinden çıkmış bir alan. Ben makine mühendisliğini temel bir mühendislik alanı olarak görüyorum. Boğaziçi Makine mezunu arkadaşlarıma baktığımda bilişimden otomotive çok farklı alanlara yayılmış pek çok mezun olduğunu görüyorum. Zaten inovasyon dediğiniz şey disiplinlerarası iletişimle oluyor. Disiplin içi çalışmalar eskisi kadar etki yapamıyor’’.

Peki, Boğaziçi Üniversitesi’nin bugünkü yaşamını şekillendirmekteki rolü ne oldu? Mehmet Kurt şöyle yanıtlıyor:

‘’Boğaziçi Üniversitesi benim için çok özel bir yere sahip. ‘’The sky is the limit’’ gibi bir his vardı bende Boğaziçi’ne başladığımda. Bu hissiyatı gerek hocalarımız, gerekse okulun genel ortamı bizlere sağladı. Hem sosyal hayattaki düşünceleriniz hem de bilimsel hayattaki görüşleriniz anlamında bağımsız, özgür düşünme imkânı verdi. Ben bu özgüvenle Makine Mühendisliği’nden sonra bu alana geçişimde herhangi bir tereddüt yaşamadım, çünkü bunu yapabileceğimi biliyordum ve bu hissi bana Boğaziçi’nde yaşadığım o atmosfer verdi. Boğaziçi’nde gördüğüm, deneyimlediğim öğrenme arzusu beni hayatta başka konularda da kamçılamıştır. Türkiye’ye her dönüşümde mutlaka Boğaziçi’ni ziyaret ederim çünkü orası benim mutlu olduğum evim adeta’’.

‘’Boğaziçi sizi konfor alanınızdan çıkmaya zorlar, bu çok güzel bir deneyim fırsatı’’

Başarılı bilim insanının Covid-19 nedeniyle bu sene üniversiteye başlarken çok farklı bir deneyime adım atacak yeni Boğaziçililere de bir mesajı var:

‘’Yeni Boğaziçililere şunu söylemek isterim, bu yaşadığımız dönem elbette üzücü ama bütün dünya bunu yaşıyor. Bu durumun Boğaziçi deneyimini geriye çekmesine izin vermeyin. Boğaziçi sizi değişik şeyler öğrenmeye ve konfor alanınızın dışına çıkmaya zorlar. Bence kendinizi bunu yapmaya motive edin bu süreçte. Yeni şeyler okuyun, yeni şeyler öğrenin hatta görüşlerinize karşıt şeyler okuyun. Bence bu çok güzel bir deneyim olur Boğaziçi’ne başlayacak genç arkadaşlar için’’.