Boğaziçi Üniversitesi Satranç Takımı altın çağını yaşıyor

Photo: 

Boğaziçi Üniversitesi Satranç Takımı Türkiye’den ve yurtdışından birçok sporcunun yarıştığı Feyziye Mektepleri Vakfı Uluslararası Satranç Şampiyonası’nda şampiyonluk kupasını kaldırdı. Geçen yıl ikincilikle dönen takım bu sene birinciliğe yükseldi. Başarı çıtalarını her sene yükseltmeye devam eden Boğaziçi Satranç takımı gelecek sene dünya çapında onaylanmış ünvanlı sporcu çıkarmayı hedefliyor. Ekipteki oyuncular, ''Yapay Zeka'ya karşı artık insanların hiç şansı kalmadı'' diyorlar...

Boğaziçi Üniversitesi Satranç Takımı ulusal ve uluslararası birçok turnuvada bireysel başarılar kazanmış bir ekipten oluşuyor. Kulüp başkanı Endüstri Mühendisliği öğrencisi Mert Tırak şu anda aktif olarak turnuvalara katılan üye sayısının 25 olduğunu söylüyor. Söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz sporcuların hemen hemen hepsinin milli takım geçmişi bulunuyor.

Kulüp üyelerine satranç derslerini veren Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisi Cem Gündoğan’ın Türkiye şampiyonluğu buluyor ayrıca Gündoğan, Dünya 16 Yaş Olimpiyatları’nda ikinci ve Sırbistan’da yapılan Uluslararası Hızlı Satranç Turnuvası’nda şampiyon olmuş. Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyan Yasin Sarı ise 2009-2015 yılları arasında milli takımda sporcu olarak yarışmış. Birçok turnuvada Türkiye yaş gruplarında 2,3 ve 4.lükleri bulunuyor. Daha önce Türkiye Şampiyonası finallerine gitmeye hak kazanan Sarı, 2013 Türkiye Satranç Süper Ligi’nde 15 yaş altı birincisi olmuş. Matematik bölümünde okuyan Bora Aydın2013 senesinde Türkiye Gençler ikincisi olmuş ve 2015’te de yaş gruplarında milli takıma girmeye hak kazanmış.

Kulübün satranç sporuna en geç başlayan ismi ise Matematik bölümü öğrencisi Ari Kiremitçiyan, kendisi mütevazi davransa da arkadaşları onun başarı hızının çok önemli olduğunu vurguluyor. “Satrancın yaşı olmadığını Ari üzerinden örneklendirmek istiyorum. Ari arkadaşımız Türkiye standartlarına göre bu spora çok geç başladı, rakipleri 5-6 yaşında başlıyor ama o 18 yaşında başladı. Her birimiz onar senedir bu sporla ilgileniyoruz ama azimle ilerleyince ne kadar geliştirilebileceği ortada.” Kiremitçiyan’ın 2014 yılında kazandığı Avrupa Amatörler birinciliği bulunuyor, ayrıca Bulgaristan’da katıldığı bir turnuvada dereceye girdikten sonra o da milli sporcu olmaya hak kazanmış.

Tüm bu başarılı bireysel sporcular bir araya gelince de Boğaziçi Üniversitesi Satranç Kulübü son birkaç yıldır başarı çıtasını yükseltti ve altın çağını yaşıyor. Sporcularla satranç felsefesinden yapay zekâya, kulübün işleyişinden gelecek planlarına kadar birçok konuyu konuştuk.

Öncelikle bu ekip nasıl bir araya geldi?

Mert: Her zaman aktifti Satranç Kulübü ama son iki senedir başarılı oyuncuların okula girmesiyle daha da aktifleşti. Geçen sene bir patlama yaşadık, Türkiye şampiyonu olan insanlar geldi Boğaziçi’ne. Okula geldiğimiz gün oryantasyonda gittiğimiz ilk yer satranç masası oldu hepimizin. Birbirimizi önceden de tanıyorduk.

Cem: Hepimizin Türkiye çapında ayrı ayrı başarıları olduğu için turnuvalardan tanışıyorduk. Her sporun olduğu gibi bu sporun da bir camiası var. Camiadan birbirimizi tanıyorduk.

Kulübün işleyişinden bahsedebilir misiniz?

Cem: Kulüp içerisinde bir iş bölümü yaptık. Bir grup turnuva organizasyonu kısmıyla ilgileniyor. Ben haftada bir ders veriyorum mesela. Sadece taşların hareketini bilip de kulübe geldiğinde kendini çok iyi ilerleten arkadaşlar oldu. Başka biri gruba sürekli soru atıyor. Herkes farklı alanlardan bir aktiflik yaratıyor, böylece hepimizin sinerjisi birleşmiş oluyor. Sonra da şampiyonluk kupası geliyor. Toplantılar yaptığımız net bir saat yok çünkü zaten sürekli iletişim halindeyiz ve her an buluşup bir iki saat soru çözebiliyoruz. Çoğumuz belli dönemlerde ders yoğunluğu ya da başka bir şey için bırakmak zorunda kaldık ama hep özlemini yaşadık ve geri döndüğümüzde “ya neden bırakmışım” dedik. Boğaziçi Üniversitesi Satranç Kulübü, bizim için bir yaşam kulübü olduğu için hayatımızı aktifleştiren, beynin etkinliğini sürekli kılan ve arkadaşlıklarımızı sağlamlaştıran bir yer.

Mert: Kulüp odasını ortak kullandığımız için haftada bir günümüz var. Ama hem eğitim kulübü hem de en samimi arkadaşlarımızın olduğu yer olduğu için her şeyi bu kulüp içerisinde yapıyoruz.

Şampiyonadan bahsedelim, nasıl hazırlandınız ve kupanın önemi nedir?

Mert: FMV Uluslararası Satranç Şampiyonası, herhangi bir dönemde düzenlenen üniversiteler arasındaki en prestijli takım turnuvası. Zaten takım turnuvası çok az ve üniversiteler arası çok az düzenliyor. FMV bu turnuvayı 12 senedir düzenliyor ve gelenekleşmiş bir turnuva. Sadece üniversiteler için de düzenlenmiyor liseler ve ilkokullar da var ve tabi yurt dışından oyuncular da yarışıyor. Bizim bir sene boyunca en çok önemsediğimiz turnuva diyebiliriz. Son maçı Yıldız Teknik Üniversitesi’nden bir sporcuyla Yasin yaptı. Karar maçıydı ve tüm senenin çalışması o beş dakikanın içinde belli olacaktı.

Bireysel yapılan bir spor olmasına rağmen, takıma karşı da sorumluluk duyuyorsunuz. Satranç sporundaki takım ruhundan bahsedebilir misiniz?

 Yasin: Aynı turnuvada İstanbul Üniversitesi’ne karşı bir maçı kaybettim. Satrançta bir puanlama sistemi var, sporcu maç kazandıkça puanı artıyor ve puan dünyadaki sıralamasını belirliyor. Kâğıt üzerinde hepimizin bireysel sıralamaları İstanbul Üniversitesi takımına karşı yüksekti. Ben de alabileceğim bir riski aldım ve o maçı kaybederek takımın da kaybetmesine neden oldum. Çok fazla pozisyon zorlamayıp berabere kalsaydım kaybetmeyecektik. Bu tarz durumlarda takım oyuncusu olduğunu hatırlamak gerekiyor. O maçı kaybetsek de sonun da şampiyon olduk.

Cem: Kaybetmemiz çok da kötü olmadı çünkü kaybettikten sonra takım olarak nasıl bir tepki vereceğimizi görmüş olduk. Hemen o akşam toplanıp dörtte dört yapacağız ve turnuvayı kazanacağız diye söz verdik birbirimize.

Yasin: Öte yandan son maçta yine tüm sorumluluk benim üzerimdeydi. Karar maçlarında oyuncunun üzerinde çok fazla baskı oluyor. Ama maçın başından beri çok konsantreydim ve başından itibaren de üstünlüğüm vardı. Kazanmaya odaklandığım için yapmam gereken neyse onu yaptım.

Boğaziçi Üniversitesi Satranç Takımı Türkiye Süper Liginde yarışıyor

Yıl boyunca düzenli olarak katıldığınız başka turnuvalar var mı?

Mert: Bizim Türkiye Süper Liginde yarışan ayrı bir takımımız da var. Orada profesyonel oyunculara karşı yarışıyoruz. Süper Ligde özel sporcuların olması şart, mesela her takımda 16 yaş bir kız sporcu olması lazım. Dışardan almak zorundayız. Bu sporcular parasız bir kulüpte oynamıyorlar. Şu an süper ligde toplamda sekiz oyuncu var. İkisi özel 16 yaş altı, üçü yabancı oynatabiliyoruz. Bizim oynayabildiğimiz masa sayısı üç dört masa ama bir yerden sonra yetersiz kalıyor.  Geçen sene İTÜ takımını yenerek kalabildik Süper Ligde. İTÜ üç sene önce Türkiye satranç ligleri tarihinin en bütçeli kadrosunu kurdu. 15 yaşında bir çocuk dünyanın ilk 100’ünde olan biri onu almışlardı mesela. Yani küme düşecek birtakım olarak şampiyon olacak takımı yendik bu şekilde biz Lig’te kaldık onlar da şampiyon olamadılar.

Cem: Mert’in maçı aldığı çocuk Türkiye’de altın çocuk olarak geçiyor. Hatta bu sene Türkiye şampiyonu oldu. Normalde bu profesyonel takımlarda sporcular ücretli oynuyorlar. Biz de o takımlara girebilecekken Boğaziçi Üniversitesi bu ligde yer alabilsin diye o takımlara girmiyoruz ve ücretsiz oynuyoruz. Bu spora ve okulun takımına sahip çıkmak istiyoruz. Süper ligde inanılmaz bütçelerle yarışan takımlara karşı mücadele veriyoruz. Yabancı hoca transfer edebiliyorlar, rekabet etmekte zorluk çekiyoruz. Önemli bir spor olduğunu düşünüyoruz, özellikle çocukların gelişimi açısından.

Ari: Bireysel olarak katıldığımız turnuvalar da var. Okuldan dolayı sürekli turnuvalara katılamıyoruz, tatil dönemlerinde yurt dışındaki turnuvalara katılmaya çalışıyoruz. Yaz boyu dört-beş tane turnuvada yarışacağım ben. Bu turnuvalara sene içinde verdiğimiz özel derslerden kazanıp kendi çabalarımızla gitmeye çalışıyoruz.

Cem: Mezunlar derneğinden bu konuda destek bekliyoruz. Türkiye’de satranç çok gelişti. Diğer spor dallarının olduğu lisanslı sporcu sayısı sıralamasında Türkiye Satranç Federasyonu en çok sporcuya sahip federasyon. Satranca verilen önem buradan da anlaşılabilir.

Birçok sporun olduğu gibi satranç da felsefesi olan bir oyun, sizin hayatlarınız satranç oynamaya başladığınız günden bugüne nasıl etkilendi?

Cem: Beni bu noktaya getiren şey satrançtır diyebilirim. Çünkü en kötü durumunuzda bile size sürekli mücadele etmeyi aşılar satranç. Battım dediğiniz noktada bir piyon sürüyorsunuz, bir vezir alıyorsunuz ve tekrar çıkıyorsunuz. Satranca devam edenler, hayatına entegre edebilenler, satrançtaki mücadele ruhunu hayatlarına taşırlar.

Yasin: Mesela süreniz çok azalıyor oyunda, zaman sıkışması anlamına gelen “zeitnot” diyoruz bu duruma, kısa sürede karar vermeniz gerekiyor, bu da büyük bir baskı oluşturuyor çünkü bir hamleniz oyunun kaderine mal olacak. Bu zaman sıkışmasında bile en doğru kararı vermeye çalışıyorsunuz. Hayatta da bu baskıyı hissettiğiniz yerler oluyor. Stres anında iyi karar vermeyi sağlıyor diyebilirim.Öte yandan birlik olmanın önemini vurgulayan bir felsefesi de var. Koordine olmadan mesela bazı taşlarımızı dışarıda bırakıp başarılı olamıyoruz satranç tahtasında. Bütün taşlar hedefe yönelmeli. Bunu gerçek hayatımıza da uygulayıp kararlar verebiliriz. Bence satrancın en önemli yanı oluşabilecek durumları öngörebilme ve plan kurabilme yeteneğini geliştirmesidir.

Cem: Hayatta ne kadar arkadaşa sahip olduğunuzun bir önemi yok, önemli olan belli alanlarda ne kadar nitelikli arkadaşa sahip olduğunuz. Satrançta o çok net görülebiliyor.

“Yapay Zekâ ile yarışmak artık ilgi çekici değil”

Bundan 20 yıl evvel Deep Blue adlı bilgisayar programı Dünya Satranç Şampiyonunu yenmişti. Bu tür yapay zekâya karşı insan karşılaşmaları yapılıyor mu hala?

Ari: Bilgisayara karşı insanların hiçbir şansı kalmadı. Eskiden dünya şampiyonları bilgisayarlara karşı oynuyorlardı ama artık reddediyorlar. Çünkü ilgi çekici değil artık ama bu tür programlar satranç çalışanlar için çok yardımcı oluyor.

Cem: İnsan beyni yapay zekayı geçebilir ama insani olanaklar buna izin vermiyor. Gözümüz bir yere bakabilirken makine saniyede tüm hesaplamaları yapıyor. Beyin yetişiyor ama göz yetmiyor.

Yasin: Eskiden satranç motorlarının şöyle bir eksiği vardı, insani düşünceleri gerektiren bazı pozisyonlar oluyor örneğin hesap yapmaktan çok, stratejik olarak ilerde ne yapmanız gerektiğini düşünmeniz lazım. Öyle pozisyonlar oluyor ki; plan kurmanız hesap üzerine olmamalı, planınızı hisleriniz ve oyun bilginiz üzerine yapmalısınız. Eskiden bilgisayarlar bu konuda zayıftı. Pozisyon değerlendirme yetileri de şimdiki kadar gelişmiş değildi ama şimdi çok iyi algoritmalar üreterek bu pozisyonları da bilgisayarların iyi oynamasını sağladılar. Artık mümkün değil.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Cem: Bizim için her türlü sporu yapan, sanatla ilgilenen kulüpler çok değerli. Boğaziçi dendiği zaman aklımıza gelen akademik başarının yanı sıra sanatsal ve sportif anlamda aktif bir öğrenci topluluğu geliyor. Devlet okulu olmasına rağmen sanat kültürü devam ettiriliyor ve bunların çoğu kulüplerdeki öğrencilerin özverileriyle devam ediyor. Herkes bilgisini, yeteneğini bir başkasıyla paylaşmaya çalışıyor. Kupamız da bu paylaşım duygusuna ve kulüplere hediyemiz olsun. Bu sene Şampiyona’ya giderken birinci olma sözü vermiştik, sözümüzü tuttuk. Seneye ise bu okuldan dünya çapında onaylanmış ünvanlı bir sporcu çıkarmayı amaçlıyoruz.