KOBİ’lerin dilinden anlayan yazılım Boğaziçi’nde geliştiriliyor

Photo: 
TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ile Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü bünyesinde araştırmalarına başlayan Dr. Fatma Başak Aydemir, yapay zekâ yöntemlerini yazılım mühendisliğinde kullanarak yürüteceği projesiyle KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik yazılımların daha hızlı ve daha verimli şekilde geliştirilmesini sağlayacak.
 

Türkiye’de çok örneği bulunmayan ve teknik okuryazarlığı gelişmemiş şirketlerin de ihtiyaçlarına doğru şekilde cevap verecek yazılımların geliştirilmesini hedefleyen ‘’Yazılım Gereksinim Mühendisliği’’ alanında araştırmalar yapan Aydemir’in projesinin uygulama alanı ise Boğaziçi Üniversitesi’ne ait bir Teknoparkın da bulunduğu Dudullu Organize Sanayi Bölgesi olacak.

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde 2009 yılında lisans programını, 2011 yılında ise yüksek lisans programını tamamlayan Fatma Başak Aydemir, doktora derecesini sosyo-teknik sistemlerin gereksinim mühendisliği perspektifinden tasarımı ve gelişimi üzerine yürüttüğü teziyle 2016 yılında İtalya Trento Üniversitesi’nden aldı.

Hollanda Utrecht Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak bulunduğu süre boyunca da gereksinim mühendisliği, kavramsal modelleme ve otomatikleştirilmiş tümevarım teknikleri üzerine çalışmalarına devam eden Aydemir’in araştırmaları teknoloji okuryazarlığı düşük işletmelerin de ihtiyaçlarına doğru şekilde cevap verebilecek yazılımlar üretmeye odaklanıyor.

Yapay zekâ tekniklerini yazılım mühendisliğine uygulayarak yazılım süreçlerinin daha verimli şekilde yönetilmesine yönelik çalışan Dr. Fatma Başak Aydemir, Türkiye’de çok çalışılmayan bir alan olan yazılım gereksinim mühendisliğinin kapsamını şöyle anlatıyor:

“Çalışmalarım temelde daha iyi yazılım ürünlerinin ortaya çıkmasını hedefliyor. Disiplinler arası bir alan olan yazılım gereksinim mühendisliğinde, yazılım mühendisliğinden farklı olarak daha sosyal bir yönü de var. İnsanlarla mülakatlar yaparak geliştirilecek yazılımdan neler beklediklerini anlamaya ve hali hazırda kullandıkları sistemleri ya da iş akışlarını belgelemeye çalışıyoruz. Bu noktadan sonra ise belirlenen ihtiyaçların analiz edilmesi, önceliklendirilmesi ve teknik spesifikasyonunun yazılması gibi aşamalar geliyor. Oluşturulan spesifikasyon geleneksel yazılım mühendisliği için önemli bir belge çünkü talep edilen gereksinimlere göre mimari bir çözüm tasarlayarak ona uygun bir yazılım geliştiriyoruz, yazılımı test ediyoruz. Yazılım kurulumundan sonra sürüm yönetimi sürecinde de yazılım gereksinim mühendisliğinin rolü oluyor.”

Dr. Fatma Başak Aydemir gereksinim mühendisliğinin Türkiye’de çok çalışılan bir alan olmadığını ve var olan süreçlerin işletmeler için maliyetli sonuçlara yol açtığını ekliyor: “Yazılım projelerinde sonradan yazılım gereksinimlerinde bir hata bulmak ya da müşterinin yanlış anlaşılması sonucu yeni bir çözüm tasarlamak, en baştan ihtiyaca göre bir çözüm tasarlamaktan çok daha maliyetli olabiliyor. Biz en baştan sağlam bir planlamayla yazlım projelerine başlarsak projenin başarısız olma riskini de ciddi ölçüde bertaraf edebiliyoruz. Türkiye’de yazılım gereksinim mühendisliği çok popüler bir alan değil ama aslında hem zamandan hem de maliyetten tasarruf etmeyi sağlıyor.”
Yazılım gereksinim mühendisliğinin yazılım mühendisliğiyle entegre ama yapay zekâ teknolojilerinden daha çok yararlanan bir alan olduğunu belirten Aydemir, bu yöntemler arasından en çok dil işleme teknolojisinin kullanıldığını ekliyor.

Teknik yönü zayıf işletmeler de yazılım ihtiyaçlarına cevap bulabilecek

TÜBİTAK 2232 Programı kapsamında yürüteceği projenin Türkiye’deki yazılım gereksinim mühendisliği alanına yönelik olduğunu vurgulayan Fatma Başak Aydemir, “Türkçe olarak söylenmiş ya da yazıya dökülmüş isterleri analiz edecek ve anlayacak yeterli araç gereçler, yöntemler elimizde yok. Ayrıca Türkçe yazılım isterlerinin toplandığı bir veri tabanı da yok. Bugün ancak İngilizce yazılım gereksinimlerine bakarak modeller oluşturup kod geliştirebiliyoruz,” ifadelerini kullanıyor.
“Türkiye’de çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletme var ve bu işletmelerin çoğunun teknoloji okuryazarlığı düşük. Benim projem teknik yönü zayıf işletmelerin ve diğer paydaşların da kendi ihtiyaçlarını doğru bir şekilde ifade etmelerini ve böylece bu ihtiyaçlara uygun yazılımlar geliştirilerek işletmelerin dijital dönüşümlerini verimli bir şekilde geçirmelerini sağlayacak,” sözleriyle projesinin hedeflerini paylaşan Aydemir, Türkçe gerçekleştirilen mülakatlardan isterlerin çekilmesi ve analiz edilmesi süreçlerinin Türkçe dil işleme teknolojileri kullanılarak gerçekleştirileceğini ekliyor.

Doğal dil işleme yönteminin yanında formal analiz yönteminden de yararlanacağını belirten Aydemir, “Önce bize iletilen yazılım isterlerinden bir model oluşturuyoruz ve bu modeller kolay anlaşılabilmeleri için görsel oluyor; ama arka planda bu modeller formal dillere çevriliyor. Böylece toplanan metinler analiz edilip birbiriyle çelişen ya da aynı anda yapılamayacak gereksinimlerin olup olmadığı anlaşılıyor, çünkü bir projenin farklı paydaşları olabiliyor ve paydaşlar çelişkili ye da aynı anda yürütülemeyecek ihtiyaçlar iletebiliyorlar,” sözlerini dile getirdi.

Hedef KOBİ’lerin ihtiyaçlarını doğru teknolojilerle eşleştirebilmek

Yazılım gereksinim mühendisliğinde temel hedefin var olan teknolojileri işletmelerin ihtiyaçlarıyla doğru bir şekilde eşleştirmek olduğunu ifade eden Aydemir “Bir KOBİ’nin tam olarak neye ihtiyacı var? Var olan bütün teknolojileri kendi işine entegre etmesi gerekiyor mu yoksa daha basit çözümler ve düşük maliyetlerle işin üstesinden gelebilir mi? Türkçe isterlerin toplanıp analiz edilmesiyle işletmeler kendileri için bu soruların cevabını bulabilecek,” ifadelerini kullanarak projesinin dijital dönüşümün getirdiği yenilikler karşısında bocalayan işletmeler için de çözümler sunacağını belirtti.

“Türkiye’de çok iyi yazılım mühendisleri var”

Türkiye’de çok fazla yazılım ürünü ithal edilse de çok iyi yazılım mühendislerinin olduğunu vurgulayan Fatma Başak Aydemir, yazılım alanına ilginin giderek arttığına dikkat çekti: “Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü geçtiğimiz yıl en yüksek tpuanla öğrenci alan bölüm oldu, bu da trendlerin yazılım ve bilgisayar mühendisliği yönünde olduğunun göstergelerinden biri. Çok iyi bir potansiyelimiz var. Benim projem gibi teknik okur yazarlığı yüksek olmayan işletmelerin ya da insanların kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayacak araçların geliştirilmesiyle potansiyelimizi daha iyi kullanabiliriz.

Projesinde Boğaziçi Üniversitesi’ne ait bir Teknoparkın da bulunduğu Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’ni ve orada yer alan KOBİ’leri uygulama alanı olarak belirlediğini paylaşan Aydemir, projenin mülakat metinlerinin analizi, yazılım isterlerinin belirlenmesi, paydaş ihtiyaçlarına, bütçe ve zaman kısıtlamalarına en uygun yazılım isterlerinin belirlenmesine kadarki süreci kapsayan bir ürün ekosistemi ortaya çıkaracağını ekliyor: “Benim uygulama alanım KOBİ’ler olacak ama ortaya çıkacak ürün büyük şirketler tarafından da kullanılabilir bir model öneriyor. Örneğin bugün bankacılık sektörü kendi içinde bir dijital dönüşüm geçiriyor, mimarilerini değiştiriyorlar ya da bankalar dışında finansal teknoloji şirketleri kuruyorlar; yani bankacılık sektörü de ileride bu modelin uygulama alanlarından biri olabilir.”

Üç yıl sürecek projesinin ilk çıktılarını önümüzdeki yıl sonunda almayı planlayan Fatma Başak Aydemir, yeniden Boğaziçi Üniversitesi’ne dönme nedenlerini ise şu ifadelerle paylaşıyor: “Yedi sene yurtdışında yaşadıktan sonra yeniden Türkiye’ye dönmek istiyordum ve bunun için en uygun yer de Boğaziçi Üniversitesi’ydi; çünkü gerçekten çok kaliteli öğrencilerimiz var. Teorik altyapıları yüksek ve bir araştırma yaparken maddi kaynağın yanında insan kaynağı da çok önemli bir rol oynuyor. Kapasitesi yüksek öğrencilerle çalışmak sizi de daha iyi bir yere taşıyor, bu nedenle başka bir yeri değil Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih ettim. Ayrıca, eve dönmek çok güzel. ”