Onur Gargılı

2005 Kimya Mezunu
Vodafone Türkiye Pazarlama Direktörü

Çok değerli rektörümüz Sayın Kadri Özçaldıran meşhur mezuniyet töreni konuşmalarından birinde Albert Einstein’a atfedilen bir sözü hatırlatmıştı: “Eğitim okulda öğretilenlerin tamamını unuttuğunuzda geriye kalandır.” Ve eklemişti: “Ben bu tortuyu şöyle tanımlıyorum: ‘Boğaziçili’ olmak: formasyonu sağlam, öğrenmeyi bilen, özgüveni tam (hatta biraz abartılı), çok yönlü, farklılıklara saygılı ve demokrat olmak ve ne düşünmesi değil nasıl düşünmesi gerektiğini bilmek…”

Ben bu tanımlamaların tamamına imzamı atarken ek olarak hayal etmeyi bilen ve çok seven insanlar olmayı ekliyorum. En çok fark yaratan ve ‘Boğaziçililer’i buluşturan ortak özellik buydu bence.

Görüp görebileceğiniz en zeki insanlar ile paylaştığımız “2-3 harf 3 rakamlı” lar (EC201, HTR311, CHEM363) / (dersler) ile dolu akademik takvim ile boğuştuğumuzu sanarken; esas Güney kampüsün çimenleri, manzaranın gizemi, kulüpçülük, spor festivalleri, partiler ile geçen günlerde bir bakmışız mezuniyet ile “Boğaziçili” olmuşuz.

İş hayatı ya da sosyal hayat,  hangi ortama girersem giriyim “Boğaziçili” olanların farklılığı, olaylara yaklaşımı, hiç bir zaman sıradan olmayan tavırları artık beni hiç şaşırtmıyor. Aksine demirleri hatırlatıp gülümsetiyor. Hala sık sık okula demirlere gidip biraz nefes alma alışkanlığım bundan sanırım.

Nasıl düşünmesi gerektiğini bilen hayalperestlerin istediğinde yapamayacağı bir şey yok bence.

Biraz bile heyecanlandıysanız “Boğaziçili” olmayı hayal etmeye ne dersiniz?